Ana içeriğe atla

Muhammedi Dua...

 


1. Bölüm: Allah’a Övgü (Hamd, Tespih ve Tenzih)

Ey Allah’ım! Sen yücesin, celâl ve ikram sahibi her kusurdan pak ve münezzehsin. İlham ettiğin hidayetler ile verdiğin nimetlere, Sana yaraşan hamd ile şükrederiz. Seni tespih ve takdis ederiz. Yaratılmışların varlığı, kuvvet ve gücün yalnızca kendisinde olan Allah’ım, şükürler olsun. Kendi güç ve dileğinle her şeyi var ettin. Şahadet ederiz ki, Sen’den başka bir ilah ve ortağın yoktur; birsin; âlemlerin Rabb’isin.

Ey yardımcısı olmayanların yardımcısı, senedi olmayanların senedi; ey azığı olmayanların azığı; ey her garibin sahibi ve her yalnızın gönüldaşı! Senden başka ilah yoktur; hem dünyada hem ahirette Seni tenzih ve tespih ederiz. Ey Allah’ım; Sen’i tespih, tazim ve yüceltmeyi ezelden ebede kadar ancak cemal ve celal sıfatını bir bakışta görebilen Efendimiz Muhammed Mustafa yapabilir.

Ey merhamet edenlerin en merhametlisi Rabb’im, duamızı bizden kabul buyur ve bize yararlı bir marifet ihsan et. Tövbemizi kabul buyur, muhakkak ki; Sen tövbeleri çokça kabul eden Rahîmsin. Ey Kendi Zatıyla kaim olup varlığı Kendinden olan, hiçbir şeye muhtaç bulunmayan Kayyûm Allah'ım, Senin lütuf ve faziletlerini istiyoruz.

2. Bölüm: Yaratılış ve İlahî Hikmet

Bilinmesi imkânsız yüceliğinle bizleri; hikmetini bildirmek, kudretini aşikâr kılmak, kulluğa çağırmak ve itaat edenleri mükâfatlandırıp, isyan edenleri azabınla korkutarak, gazabından korumakla var ettin.

Biz, Senin kulların, ahdin ve vaadin üzereyiz; günahlarımızı affet, tevhidini kalbimize bağla. Senden hakkıyla korkmayı, ilmimizle irşad olmayı ve ancak Müslüman olarak ölmeyi nasip et. Yardımını esirgeme; bizi Kur’an’daki müjdenle destekle, sayısız nimetlerine karşı şükredenlerden eyle.

Sen’in birliğinin toplayıcı kudreti ile Âdem’i yokluk mihrabında var ettiğinde, meleklerin ruhları O’na bakarak secde ettiler; “Âdem suretimde yaratıldı” derken Efendimiz Muhammed Mustafa’dan bahsettin, yoksa bizim gibiler için değildi; melekler bu hakikatin sırrına şahittir. Varlığımızın ve neticesinin tek başına bir manası yoktur; bütün kuvvet ve kudretimiz ancak O’dur.

Allahümme salli ve sellim ala Muhammedin ve ala alihi

 

3. Bölüm: Peygamberimizin Tanıtımı, Seçilmesi ve Zuhuru

Her şeyi hakkıyla bilensin; emrini tamamlamak için Muhammed Mustafa’yı peygamber olarak gönderdin. O ki alemler yaratılmadan seçilmiş olandı; O gelmeden önce bizler yokluğun, zilletin ve ateşin eşiğindeydik. O’nu gökte Ahmet, yeryüzünde Muhammed diye andın; Ahmet isminde Efendimiz’in bütün isimlerini topladın. Ahmet’in elifi ulûhiyete delâlet ederken, bu sır ilahlık ile mahlûk sırlarının birleştiği mihraptır; Muhammed sırrı ise batılı haktan ayırandır. O’nun gibisi doğmamıştır ve doğmayacaktır. Peygamberler içinde yaratılışı en mükemmel olan biricik önderdir; Sen’i bulmak O’nu bulmaya bağlanmıştır ve her şey O’nun arkasından yürümekle şeref bulmuştur. O, bir işareti ile ayı yarmış, gözünü yükseklere ağmamıştır.

Biliyoruz ki O, beşer suretinde gönderdiğin bir hakikatindir; O’nun makamına ulaşamayacağımız gibi O’nsuz da yaşayamayız. Biz aciz kullarını, istenildiğinde geri çevrilmeyen özel isimlerinle O’na kavuştur. O; varlık âlemini yüzü suyu hürmetine yarattığın, iyilik ve cömertlik sahibi, yaratılışında harikalar görülen, ilimlerin ve mertebelerin ulaşamadığı, anlatılamayacak rabbanî güzelliğe sahip kıymetli bir kulundur.

Mübarek vücudu, teri ve kokusu miske, ambere benzemeyecek kadar temiz ve güzeldi. O’nunla tokalaşanın veya elini başına sürdüğü bir çocuğun üzerinden o güzel koku günlerce gitmez, geçtiği yollardan Peygamberimizin geçtiği hemen anlaşılırdı; mübarek yüzüne değen mendili asla ateş yakmazdı. Mübarek gözleri önden gördüğü gibi arkadan ve karanlıkta da görürdü.

Allahümme salli ve sellim ala Muhammedin ve ala alihi

4. Bölüm: Allah’in Peygamberimize İlgisi, Sevgisi ve Yakınlığı

O’na büyük hilâfet elbiseni giydirerek varlığını zamansızlık ve mekânsızlıkla yücelttin. Ey Allah’ım, gizli bir sır olan varlığın ancak Efendimiz ile açığa çıktı ve Sana kavuşma vasıtalarının kilitleri O’nunla açıldı. Efendimiz varlığın kemali, ezeli olanın başlangıcı ve ebediyetin son mührüdür. Şeriatı ile mülkü ayakta tutan O ulu resul, tüm dünyayı terk ederek yalnızca Sen’inle meşgul oldu. O’nun kendine has bir ilmi yoktur, O kendi bilgisini terk ettiği için ilmi doğrudan Sen’in ilmindir. Ey Allah’ım, tek düşüncesi Sen olan Efendimiz, hiçbir sevgiyi kendine yar etmedi; Sende fani olup varlığını Sana feda etti. Çünkü O bilirdi ki vücuda benlik vermek en büyük günahtır; bu yüzden günah işlemediği halde yüzlerce kez tövbe ederek Sen’in yüceliğini tasdik ederdi.

Beşeri kayıtlardan korunmuş olan Efendimize verdiğin o eşsiz yakınlığı kullarına tarif etmedin, manevî katındaki sırrını saklı tuttun; çünkü o hali ancak O’nun kendisi anlayabilir. Sidre-i münteha O’na layık oldu fakat bu ulu yakınlıkta bile gözü ne varlığına takıldı ne de ayrılmak istedi; yakınlığın sarhoşluğuyla yanında kalma arzusuna düşmeyip kulluğuna yönelerek, miracından sonra dünyaya geri döndü, daima Sen’i tercih etti. Şahsî rahmetini müşahede ederek kulluk makamında yüksek dereceleri aştı ve birliğine ulaştı. Kendi isteğiyle O’nu bu dünyadan alıp kendine götürdün; böylece dünya zorluklarından kurtularak yüksek meleklerin eşliğinde, Sen’in rızanla kuşatılıp yüce civarına yerleşti.

5. Bölüm: Peygamberimizin Âleme Rahmet Oluşu ve Kâinatı Kuşatması

Ey Allah’ım, Efendimizi çok seversin; çünkü O’nu, kendisiyle düğümlerin çözüldüğü, sıkıntıların kolaylaştığı, ihtiyaçların karşılandığı ve yüzü suyu hürmetine rahmetin istendiği eşsiz bir gaye olarak yarattın. O; her sırrın sırrı, secde yerlerinin nuru, garipliğimizi gideren latif arkadaşımız ve İslam toplumunun sahibi ve efendisidir. İsimler ve sıfatlar O’nun yüzü suyu hürmetine elbiselerini giyebildiler; O’nun varlığı Sen’in cemalini celp etti de celâlin sükunete erdi.

O’nun hakikatini geceye koydun karardı, gündüze koydun ağdı, semalara koydun direksiz durdu ve tüm kâinata koydun hayat buldu. O, insanın ve gözün nurudur. Susuzluğumuzu O’nun marifet şarabı ile sulandır. Bu âleme teşrif buyurması rahmet olan Efendimiz’e; başlangıcı ve sonu olmayan, mahlûkatın sayısınca, göz açıp kapayıncaya kadar geçen her anımızda sayıların sonsuzluğunu ve boyutları kaplayan bir salât ile salât ve selam ederiz.

6. Bölüm: Peygamberimizin Gizli Sırları ve Metafizik Özellikleri

Efendimizi zahir ve batının çözüm anahtarı yaparak kulluk ve rabliğin sırlarını O’nda topladın. Vacib ve mümküne vakıf iken O’nu beşeriyet âleminde gösterdin; O da kulluğu kendine şeref kabul etti. Yaratılmışlar O’nunla kul olduklarını anlayıp ilahlık davalarından vazgeçtiler. Ey Allah’ım, Efendimiz ulaşılmaz manaların yüksek nuru, arşın hakikatlerinde parlayan marifet güneşi ve noksanlıklar âleminin sırrını bilendir.

O; kulların efendisi, tevhit ehlinin ve büyüyen dairelerin imamı, sırlar levhası, nurlun nuru, sıkıntıda olanların sığınağı, en mükemmel bilgileri kendinde toplayan Kutbu Rabbanî, en üstün iman elbisesinin belirgin nişanesi, cömertlik ve iyiliğin kaynağı, semavî himmetler sahibi, ilahi ilimlere erişmiş olan, ezelî hatip ve ebedi hayattır. Kalbini celâl tacı, cemal cazibesi ve kavuşma güneşi kıldın; O, ilahi saltanatın en yücesi, yüce sanatının açık misali ve ilahi yakınlığa kavuşmuş has kişilerin özüdür. "Dünyalara sığmam, kalbe sığarım" dediğin kalbin ve "Bana kulluk edin" hitabının gerçek muhatabı ancak O olmuştur.

Ey Allah’ım; sırların kendisinden fışkırdığı, nurun kendisinden infilak ettiği, hakikatlerin kendisine yükselip gerçeğini bulduğu ve ilimlerin kendisine inip de karşısında mahlûkatın aciz kaldığı ulu bir kulunun soyuna bizi ilhak eyle. O’nun karşısında anlayışlar zayıf kalmış, ne geçmiş ne de gelecek hiçbir kimse kendisini idrak edememiştir; melekler âleminin bahçeleri O’nun cemalinin çiçekleri ile güzelleşmiş, Ceberut âleminin havuzları O’nun nurlarının feyzi ile dolup taşmıştır. Her şeyin O’na bağlı olduğu, birliğini sayıların bir sayısına ihtiyaç duymadan gören ve bilen, mahlûkattan ayrılan Efendimiz’in sahip olduğu şerefi bize layık kıl. Efendimiz bütün işlerde açık hüküm sahibi, ruhu ile batını, ferdiyeti ile cismâniyeti ve verdiği hükümlerde Allah’ın muradını arayan yegane gözetleme yeridir.

7. Bölüm: Bütün Mahlûkatın Ondan Yardım İstemesi (Tevessül ve İmdat)

Bütün ilimlerin icadı O’nunla olmuştur; hakikatin ilmine kavuşmak isteyeni O’ndan almaya mecbur kıldın. Razı olduğun şefaati ümmetine saklamış ve tek başına Makam-ı Mahmud’ta durabilen yegane derman olmuştur. O’nunla hikmetin, rahmetin ve melekler âleminin hazineleri açığa çıktı; O, celâlin tecelli ettiği, cemalin de baktığı güzellikler yakutudur. Kutlu nefesler O’nun ruhundan bizlere akar; imdat için gelecek yardım ve cömertlik ancak O’nunla ad bulur. O, sıfatına ulaşılmayacak kadar seçilmiş biridir; öyle ki, Fahri Âlem Efendimizin kabrine uğrayan âşıklarına nübüvvet nuru kabrinden parlar, kalplerine feyiz verir ve konuşur.

Sana Sevgilin Muhammed Mustafa Efendimiz ile yüz tuttuk, bizi boş çevirmeyeceğine inanıyoruz. O kalplerimizin devası, bedenlerimizin afiyeti, gözlerimizin nurudur. O olmasaydı Sen bizi yok ederdin, çünkü O bizi Sen’in azabından koruyan ilahi perdedir. Allah’ım, muhakkak ki O; Sen’in, Sana delâlet eden en cami sırrındır; O’nunla, O’ndan ve O’na; ezelle ebed arasını dolduracak ölçüde, sayı kapsamına girmeden yardımıyla, Sence bilinen mahlûkat ve sonsuz sayılar sayısınca, Sen’in şanına yakışır ve O’nun da layık olduğu bir salât ve selâm olsun.

O’na melekler bahçesinde ezelî lisanın söylediği, salât ve selâm Efendimize olsun; O’na nice ihsanlar verdin, kendine yaklaştırdın, feyizlerle suladın; O, ahlâkın en tatlısı, Senin apaçık nurun, en sağlam urganın, hikmetli celâlin ve keremli cemalindir. Bu salât, mekân ve zaman kayıtlarının, “nereye”, “nasıl”, “nice” gibi soruların olmadığı, her şeyin Allah ile baki kaldığı, Allah’tan gelip Allah’a döndüğü ulu bir makamda söylenen ebedi bir selâmdır.

8. Bölüm: Peygamberimizin Ümmetine Sevgisi

Rasûlüllâh Efendimiz miraca çıktığında, cennete girdiğinde arkasında bizi arzulayandır. Sen’in yanında feryadını yalnız bizim için yükselten ve ellerini semaya her kaldırdığında "Ümmetim..." diye lisanını hareket ettirendir; O bizi unutmaz, Sen de bizi unutma ey Allah'ım. Efendimiz’e olan yakınlık ne güzel bir nispettir; O, şirkin belini kırıp halkı hikmetle Sen’in yoluna çağırdı, putları kırdı ve küfrün önderlerini yüzüstü yere serdi. Sonunda kâfirler topluluğu hüsrana uğrayarak üstünlüklerini kaybettiler. Zat-ın için her zahmete katlanan Efendimiz davasından asla geri dönmez, emrinde ciddiyet gösterir ve kulluğun ışığını daima açık tutardı.

Ey Allah’ım, biz O’nun ümmetinden olduğumuzu bildiğimizden üzüntü diye bir şeyi düşünmeyiz; bize ihsanın o kadar fazla oldu ki biz ancak yaptıklarımızdan ve yapamayacaklarımızdan dolayı utanıyoruz; bize O’ndan daha yakın kim olabilir, bizi O’ndan uzak kılma. Ne zaman ki kalbimiz kararır, canımız sıkılır, onu bizden Sen alırsın; günahlarımız büyüdüğünde affımızın Sen’den yetişeceğini umarız; nankörlüğümüzü gördüğünde O’nun ümmetinin zayıflarından say da halimizi gizle ve düzeltiver.

9. Bölüm: Ümmetin Onu Vesile Kılarak Af Dilemesi ve Fena Bulma Arzusu

Peygamber Efendimizin vefatıyla nifak düğümlerimiz açığa çıktı ve din gömleğimiz yıprandı. Hakikatler, nurlu hükümlerin ve emirlerin açık olmasına rağmen, onları düşünmeden arkamıza attık; oysa sırt çevirmeyi hiç istememiştik. Bu halimizi fırsat bilen şeytan, bizi yuvasından kendi davetine çağırarak yoldan çıkarmaya çalıştı. Ey Allah’ım, sığınağımız olan Efendimizin vasıtasıyla bizi kurtar. Bizler O’nun minnet denizinde korumasıyla korunmuş, nimetiyle gark olmuş, iyiliklerinden haz duymuş ve O’nun kılıcıyla yardım görmek isteyen acizleriz.

Ey Allah’ım, yaratılışta ve ihsanda güzel ve ayrıcalıklı kıldığın Efendimizi sevmede bir olalım. O’na yakın olmanın hususî özelliklerini bizlere ihsan et ki ancak bu sayede O’na varis olabilelim. Celâlininin izzeti ve izzetinin cemaliyle, peygamberin Efendimiz'in sevgi ve muhabbetiyle; merhametsizlikten ve kötü davranışlardan Sana sığınıyoruz. Bizi nefsanî düşüncelerden kurtar, şeytanî şehvetlerden koru, beşerî pisliklerden temizle ve gerçek muhabbet ile arındır; bizi gaflet kuruntularından uzak bulundur ki Sen’in toplayıcı birliğinin huzurunda benliğimiz yok olup gitsin, insanî hırs ve arzularımız eriyip bitsin.

Ey Allah’ım, en güzel bildiğin şeylerle tutunmayı, yaramaz olan şeylerden kaçınmayı, yeteri kadar rızık, züht, merhametini, kanaat, tevazu ve doğruluk, günahlarımızı affetmeni ve Sana muhtaç olmayı istiyoruz. İmanımızı peygamberlerin, sıddıkların ve şehitlerin yolu üzerinde sağlamlaştır; bizi öyle bir koruyuşla koru ki tüm halkın şerrinden emin ve ömrümüzün sonuna kadar kurtulmuş olalım. Bizim dost ve yârimiz Sen’sin. Müslüman olduğumuz halde canımızı al ve bizi salih kulların zümresine ulaştır; soyumuzu ve evlatlarımızı bizler için ıslah eyle, hakikat ile Sana tövbe eden Müslümanlardanız.

Ey Allah’ım, Sen’i hakkıyla bilen ancak Efendimizdir; biz de O’na salât ve selam ederek sıkıntılarımızın giderilmesini, bizleri kutsal zatı etrafında toplayarak ayrılıktan kurtarmanı ve beraberliğine kavuşturmanı istiyoruz. Yoksa yüce zatına nasıl yol buluruz. Ey Allah’ım, Efendimiz ile eksiklerimizi tamamla; ayrılık aramızdan gitsin de zatımız zatı, sıfatımız sıfatı, fiilimiz fiili ile birleşsin, O’nun cisminde fena bulup hakikate ulaşalım. Bizimle O’nun arasını birleştirirken, araya O’ndan başkalarının girmesine izin verme; tarafımızdan bize rahmet ihsan eyle ve işlerimizde kurtuluş yolları hazırla. Biliyoruz ki, Peygamberimiz Efendimiz Muhammed Mustafa’yı severek ölen, imanını kurtararak ölür ve kabrini melekler ziyaretgâh edinirler.

Ey Allah’ım, huzuruna giden yolda, yardımınla kuşatılmış olarak Peygamber Efendimizin yolu ile bize yardım et; O’nu bize öyle tanıt ki, cehalet kanallarından kurtulup selâmet bulalım ve fazilet pınarından kana kana içelim. Ey Allah’ım, en büyük sırlar sahibi olan Efendimizi ruhumun hayatı kıl, ruhunu hakikatimin sırrı eyle. Peygamber Efendimiz ile beni batılın tepesine öyle indir ki beynini dağıtayım; beni tevhidin hallerinden süratle geçir, birliğin deryalarına al ve kaynağına gark et ki, nereye baktıysak Sen’i O’nunla bulalım. Uzaklığımız O’nunla üzerimizden soyulsun ve O’nunla biz hidayetten haberdar olalım. Ey Allah’ım, zati sıfatının nurları Sen’den O’na, O’ndan bize dağılsın; O’nunla görelim, O’nunla işitelim, O’nunla bulalım ve O’nunla hissedelim. İlâhlığın hakkı için böyle olduğunu bize göster ve O’nu tanımayana marifet kapısını kapat.

Ey Allah’ım, zamanı O’nun emrine verdin; çünkü O’nunla emniyet vardır. Böylelikle nefsimizin ve hakikatin sırları bize açılsın; evvelin, ahirin, zahirin ve batının suretlerini görelim de suretlerimiz Sen’in istediğin şekle dönüşsün. Varlığımızın ve neticesinin tek başına bir manası yoktur; bütün kuvvet ve kudretimiz ancak O’dur. Her işimizde efendimiz O olsun ki menfaat bulalım. Ey Allah’ım, salât ve selâmın; yaratılmışların en mükemmeli, yerlerin ve göğün Efendisi, hazinelerin sırrına ulaşılması için gerekli şifre, varlığın özü ve âlemlerin devamına sebep olan sırrın sahibi Efendimiz Muhammed Mustafa’nın üzerine olsun. Ey Allah’ım, yakınlıktan doğan sarhoşluğumuzun söz ve fiillerinden Sana sığınıp O’nun layık olduğuna yönelmeyi diliyoruz; çünkü O, bizi helâk olmaktan koruyandır. İstiyoruz ki son sözümüz Lâilâhe illallah, Muhammed’ür Rasûlüllah olsun.

10. Bölüm: Ehl-i Beyt, Sahabe ve Kapanış Duaları (Nihai Mühür)

Ey Allah’ım, Resûlüllâh’ı sevdiğimiz gibi çocuklarını ve Ehl-i Beyt’ini de severiz. “Fatıma iffetini korudu, Allah onu ve evlatlarını cennete dahil etti” ve “Ehl-i beytimden birliğime iman edene azap edilmeyecektir” vaadine iman etmişizdir. Efendimiz ve çocukları Efendilerimizdir; Onları kendimizden ve her şeyimizden çok sever, canımızı davası uğruna feda ederiz; canını bu yola çıkarana elbette büyük ihsanlar olacaktır. Aziz kitabın Kur’an-ı Kerim, Efendimizin kerem dolu nübüvveti, ataları İbrahim ve İsmail; arkadaşları Ebubekir, Ömer ve Osman; kızı Fatıma, Ali, oğulları Hasan ve Hüseyin; amcaları Hamza ve Abbas; zevceleri Hatice ve Aişe hürmetine Sana tevessül edip yöneliyoruz. Allah’ım onlardan razı ol…Senden Onların hürmetine ihtiyaçlarımızı istiyoruz; Onlar O’nun halifeleridir, dinini ayakta tuttukları gibi ilmine varis olup O’nun yolunda gittiler.

Ey Allah’ım; âline, zürriyetine, Ehl-i Beyt’ine ve dostlarına hoşnutluğuna yol açmış salât ve selâmın olsun. İbrahim’e ve hanedanına da salâtını indir; şüphesiz Sen övülmeye lâyıksın, şan ve şeref sahibisin. Ey Allah’ım, bizi onların sırlarının hakikatine eriştir, marifet basamaklarında yükselerek hakikatleri anlama imkânını lütfeyle. O’nun dostlarından, uyanlardan, Ashab-ı Kiram ve âlimlerden hoşnut ol; bizi de o bahtiyarlara kat.

Ey Allah’ım; salât ve selâmını ruhlar arasında Efendimizin ruhuna, bedenler arasında Efendimizin bedenine ve kabri üzerine indir. Bu salât ve sebep olacağı feyizler O’nun azametli şanına, hanedanına, dostlarının soylu makamlarına münasip düşecek bir salât olsun; Zat-ı’nın O’na durmaksızın ettiği salâtın ile selam ederiz. Ey Allah’ım, Fahr-i Âlem Efendimizi çok seviyoruz; üzerine ne kadar salâvat getirsek o kadar özümüzü ihya etmiş oluruz, O’na yakın olmak ne büyük şereftir.

Ey Allah’ım, O’nu öven Sen’sin, O’nu biz nasıl methedebiliriz; fakat övülmeye layık olmayan şeylere övgü dizen bize, Peygamber Efendimize eksik kalan bu övgüyü nasip kıldığın için binlerce şükürler olsun. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi Rabb’imiz, duamızı bizden kabul buyur ve bize yararlı bir marifet ihsan et. Tövbemizi kabul et, muhakkak Sen tövbeleri çokça kabul eden Rahîmsin. Ey Allah’ım, canımızdan daha sevimli, nefsimizden ve aile fertlerimizi daha aziz olan Efendimize salât ve selam ederiz.

Ya Rasûlallah, Sana nasıl salât kılmayız; çünkü Sen Allah’ı kemal ile hamd eden, ayıplardan ve günah kirlerinden temizlenmiş, kâmil ve mükemmel insansın. Ümmetini sevgide birleştiren, güzel huyları kendisinde toplayan, kulluk kıyafetini giyip devamlı ibadet eden ve Allah’ın bizzat görüştüğü son peygamber Sensin. Sen; kurtuluşa sebep olan amelleri sevdiren, sabrı azalmayan, kıyamette bizi başına toplayacak mazlumların sahibisin.

“Muhakkak ki, Allah ve melekleri Peygamber üzerine salâtta bulunurlar. Ey iman etmiş kimseler, O’nun üzerine salâtta, teslimiyetle selamda bulunun.” (Ahzab 56)

“Ey bütün yaratılmışların en üstünü ve en cömerdi olan Yüce Efendim, son nefesimde sığınacağım senden başka kimse yoktur.” (Kaside-i Bürde)

Hamdolsun Kâinatın Rabbi Allah’a.

Âmin, Âmin, Âmin, Âmin.

 






Yorumlar