Ana içeriğe atla

Duydu mu, duymadı mı?



Hâfız, senin vazîfen, sadece duâ etmek,

Sana ne, duydu mu duymadı mı demek?


Başka bildiği yokmuş gibi, mescitte vaiz korku dağıtıyordu.

Korkudan gözlerime mil çektim,

Boynumu kırdım, vay halime…

Dedim… dedirtti desem daha iyi.

Gözlerim kapandı, açmak mı bir daha?

"Hayır," dedim.

Sonra biri mi değdi, el mi dokundu…

Faltaşı gibi açtım yaşlı gözlerimi.

Ah içimin madeni, yârimin hayali değil mi?

Akıl bir tarafa, söz başka tarafa gitti.

Karanlığı silen zülfüydü,

Vaizi kim dinlerdi ki?

Hayali geldi ya…

Zülfünün kıvrımlarından bir düğüm açtım,

Dünyalar dolusu bir misk ü anber yayıldı.

Vaiz, söylen dur artık…

Günah benim, kime ne!

Sen ey gonca ağızlı, gül yüzlüm,

İşve, cilve ederek örtme yüzünü bir daha.

Güldür, yüzümü güldür!

Delicesine seviyorum seni ben.

Yeminler olsun seni benzetmedim dünya güzellerine,

Ve hangisine bakmışsam dedim ki: "Bu da değil…"

Ah ederek… Neredesin?

Sevdiğim, içimde ayrılığın gamı var da

Böyle de mutluyum, şikayetsizim.

Geceme ay, gündüzüme güneş oldun,

Gözüme, gönlüme geldin.

Ve aşkımdan sana diller döküyorum.

"Âşıklar susar, geveze olmaz" desen de

Ne yapayım sen varsın… Yoksa söz neye söylenir ki?

Söz de yetmiyor, bekliyorum.

"Öl" desen…

Bak, ben ölmeye razıyım, senden kan bahası da istemem.

Sevgililerin cevri acı şaraba benzer,

İçtikçe hoşa gider.

O zaman dileğim, aramızdaki perdeleri kaldır

Ve biricik adını anarak ölmek fırsatıma amin de!

Ben bu halimle cennet ve cehennemi unuttum.

Ne zaman adını anarsam ayaklarımda derman kalmıyor,

Secdelere düşüyorum, herkes beni zahit sanıyor.

"Gelmiyor, gitmiyor" diye merak etme;

İbadetim de niyazım da seninle, yârim!

Aramıza engel koydular diye habersiz kalma,

Bende bu gam kıyamete kadar baki kalır




Yorumlar