[“Taşı put
yapanlar, tanrıya taparlardı.”]
Sözüm
Tanrıma…
Seviyorum
seni.
İnsan
mükemmele erdiğinde secde eder, diyorum.
Emanet
verilecek denildiğinde,
“Dayanamam”
diyen o taşı bilmez miyim?
Tanrım,
bu yüzden taşı kutsal kıldın;
İsmail’i
anasıyla sınadın,
Kâbe
eyledin Hacer’ini.
Bir
öpüş verdi taşıma
Yaratılmışların
Efendisi.
Seninle
olmak, hayat bulmaktır,
Seni
sevmektir benim dinim imanım.
Galiba
bilmeden… Tanrı olanlar için mi,
"Taş
kalpli" diyorlar?
Ben
de taşımın etrafında dönüp duruyorum.
Geceyi
açan, gündüzümü karartan seyrinle
Ey
sevgili taşım!
Sen
yerlere uzanmışken,
Üzerinde
toz olan bu bedenim
Beni
nasıl da incitiyor.
Ruh
olabilsem, hava olabilsem ya da rüzgâr;
Ona
değmeden
İncitmeden
nasıl durabilirim, diyorum.
Taşım
sen incinmezsin,
Tanrı
incinmez ki.
Fakat
ben korkuyorum;
Üzülmemden,
üzüleceğin için…
Eğer
o taş kalbini yere indiriyorsan,
Bana
da toprak olmak düşer.
Toprak
olur, sarılırım sana.
Fakat
kokuşmuşum, halimi biraz hoş gör.
Tanrıma
dedim ki:
Biçareni
sellerle dağıtıp perişan etme.
Uzaklara
atarsan beni,
Taşımın
güzelliği ortaya çıkar da kıskanırlar.
Yüreğimden
kopan nameleri de
Parlayan
bir şimşeğe çevirme;
Divane
olurlar, benimle taşımı incitirler.
Taşıma
duam:
Seni
sen olarak hiç görmedim ki…
Kulluğumu
kabul et.
Derdimi
ifade edebilmek,
Hiçbir
zaman mümkün olmadı ki.

Yorumlar
Yorum Gönder