“Dürüst bir ruh,
düşüncelerini saklamaya gerek duymaz.”
Seslenir
adını ezber gibi kaç kere...
Hâlâ
burada mı?...
Birazdan…
hep aynı şeyler söylenecek...
Asıl
söz... bir boş söz arkasına gelecek bir muhalif için...
Sığındırmak...
rast gelirse aynı anda bir dehanın musikisi...
Eski
defterleri açma… çek perde...
Özgür
olmak ayrı bir hikaye...
Zaten
bu günlerde ne yazdılar ki?...
Unutturdular
sevmeyi...
Sevmek
diyorlar... içi boş bir kelime...
Ne
okuyordun?... Unuttum...
Yazarı
kimdi bari?... Hatırlamıyorum...
Konusu
neydi?... Kim bilir?... Unuttum...
Ne
çok şey vardı oysa sevildi...
Güç
ve itibar... ben... sen... hayat...
Kitaplar...
havana puroları...
Ve
eminim ki bir zamanlar eşler ve işler...
Olacaktı
o kadar...
Eşler
için bir ev eşyası kaldı...
Mutluluk
oyununda… bir oyuncak!...
Bir
küçük boşluk açılsa... hemen dolar küçük bir iftira...
Bu
hale nasıl gelir... ayrılmayız denen bağlılar?...
Ölümsüz...
kanatlı... o güçlü çağrıya kalp neden uyuyor bir kez daha?...
Evet...
Düşerse
biri aşkın pençesine... her zaman iki seçenek arasında kalır...
Seçim
yaparken en çok değer verdiğini kaybederdi...
Neyse…
artık aşka kapanmış kalbi...
Bir
ateşe bırakıp giden birisi... bilinmez...
Hayatı
acı çekmek... mutluluk yok...
O
kırmızı dudaklar aranırken... sevgili yanak uzatır… neden?...
Oysa
önceleri hoş karşılardı...
Düşünürken
onu... başka birini mi seviyor…
Sonra
da "o kişi kimdir" gelir aklına...
Niye
merak edilir ki?...
Kavuşacağı
dudakları arayan bir hayat...
Birini
diğerinden koparan... ruhun amansız yalnızlığı...
Yaşlı
dostluk ve özgürlük...
Hiçbir
zaman dönüşmeyen aşk ve bir dostluk...
Hâlâ
iyi... parlak ve pürüzsüz... o da gitmesin...
Yalnızlığın
getirdiği mutluluğu... gece içinde saklanan...
Karanlık...
dönmüş bir inciye...
O
büyürken odasında... o birçok şeyden korkmuyor...
Sarhoş
beyaz bulutlar... ay ve gökyüzü...
Ölüler
için bir mezar yeri dut ağacı altında...
Yazılsın
baştaşına:...
"Sonsuz
şefkât ve sessizlik..."
Yaşanmış
iki şey… aşk ve düşünceler...
Arındırır
insanı çirkinlik ve kötülükten...
İçi
hâlâ aynı... çok canı yandı... ötesi bilinmez...
Zaten
bu günlerde ne yazdılar ki?...
Unutturdular
sevmeyi...
Sevmek
diyorlar... içi boş bir kelime...
Ne
okuyordun?... Unuttum...
Yazarı
kimdi bari?... Hatırlamıyorum...
Konusu
neydi?... Kim bilir?... Unuttum...
Bu
kelimeleri kimse okumasın... istemem...
Kalbin
derinliğinden dökülen hoş kelimelerdir...
Ya
okursa…
…

Yorumlar
Yorum Gönder