Ana içeriğe atla

Kayıtlar

deneme etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Aşk-ı Pir: Gün ve İsmail

"Kadında belirli, donmuş bir güzellik heykeli ya da kuru bir hayal mevcut değildir. Kadın, aşkın bizzat kendisidir, onun yeryüzündeki tecellisidir." — Semiha Cemal Zamanın ve mekânın sustuğu ulu bir dağın eteklerinde İsmail , gözlerini zirvedeki ulu ışığa, yani kendi  "Gün" üne dikmiş, sessizce bekliyordu. Ruhunu kutsal metinlerin ilhamına yaslamıştı. Gözler kalbe, kalp göze yansır derlerdi ya; o da tam bu eşikteydi. Bir pervane zarafetiyle kalbinin sayfalarını araladı, aşkın ziyanı gördü ve kendini gözünü kırpmadan o ilahi alevin içine attı. Vücudunu sızlatan bir ateşle yanarken, ömründe hiç tatmadığı muazzam bir zevkin deryasına daldı. O sırada dağın doruklarından, Gün’ün o her şeyi kuşatan sesi yankılandı: “Yan, ama tütme!.... Yan, ama tütme!” İsmail, acının içindeki o sonsuz hazzı yudumlayarak fısıldadı: “Benim gibi yanan bir vücut toprak olamaz. Ben ölsem bile içimdeki bu aşk, asırları devirecek kadar kuvvetlidir. Çünkü bu ateşi ben icat etmedim, onu ...

Santurun Kırık Penceresi

  Sonsuz sevdam… Nasılsın? Zamanı unuttum, sorma, hatırımda değil kaç mevsim geçti, "Benim için hiç şarkı yazmadın" dediğin o gün, Bir hançer gibi saplanmıştı ya,  hani göğsüme... İşte o gün dondu zaman, Taşlaştı kalbim, bir heykele döndü bedenim. Elim varmadı kaleme, Dokunamadım cennet çalgısı santurama, Sustum… sustum ve yok oldum.   Dün bir mektup geldi senden, Çölde kuruyan bir çiçeğin suya hasret canı gibi, Sana koşmak, sana akmak istedim yeniden. Yaşıyor diyorlar benim için, evet, nefes alıyorum ama Hayat nasıl bir şeydi, inan unutmuşum sevgilim… Dün ayıkınca anladım. Ne çok özlemişim seni, "Nerelerdeydin?" der gibi bakan o sitemkar gözlerini.   Bu sabah kalktım, Odanın köşesinde akordu bozuk duran o yalnızlığa, Yani cennet çalgısı santuramın önüne diz çöktüm. Bir teline bile dokunmaya kıyamadığım o tellere vurdum yavaşça, Nameleriyle içim yoğruldu, eridi, yumuşacık oldu. Ben sevgiyi bilmez bir adam değildim elbet, Ama sen olunca...

Rosebud

Rosebud, gökten yere inmiş bir melekti. Billur cam bir kadeh gibi, içine sadece iyi olan şeyleri almış bir abıhayat çeşmesiydi. O da herkes gibi kırılgan olmasına rağmen, gücünün son raddesine kadar ayakta durmaya çalışmıştı. Gencecik bir talebeydi; geleceğe umutla bakıyordu. Parka bakan, yere kadar camı olan az katlı bir apartman dairesinde günlerini geçirirken, sonbaharın sarı yapraklarının uçuşarak yere düşüşünü seyretmeyi çok seviyordu. Elinde kitapları ve sonsuzluğa uzanan hayalleriyle, soğuk ile sıcak arası hafif bir sonbahar havasında, kaşe trençkotu ve boynunda şalıyla okulunun yolunu tutardı. Yürürken yüzündeki o gülümsemenin ve mutluluğun hiç bitmemesini isterdi. Sevinç ve kahkahalarla okuluna gittiği o güzel günler, tekrar tekrar hayal edilebilecek kadar büyüleyiciydi. Ancak o günler sanki birden kesiliverdi. Yine de kendini ikna edip olayları zihninde yerine oturtmaya çalışsa da, aklı durmuş gibi her şeyi reddedesi geliyordu. İçinden şöyle diyordu: “Bilemiyorum… Hiç...

Umudum Dâr....

Sevgilim, Gözlerim uykudan ağırlaşmışken güzel mektubunu açtım… Sen benim tek gerçek aşkımsın, ruhumun tatlılığı ve dudaklarımın lezzetisin… Sevgilim; ben de sana huzurlu günler diliyorum. Biliyorum ki sen benimle olduğun sürece kalbimde huzur hüküm sürecek. Pembe renkli aşkım, dün kalbimde bir ağırlık vardı, bedenim kalkmayı reddediyordu. Sonra, karşılaştığın sıkıntılı durumdan bahsettiğinde nedenini anladım. Kalpten kalbe bir yol vardır… kalplerimiz bir bütünün iki yarısı… biri sende, diğeri bende… O sabah bu acının beni neden bu kadar bunalttığını merak ettim. Sonra okuduğum bir kitaba,  Masum Mektuplar'a döndüm ve ikimiz için rastgele bir sayfa açtım… Peygamberimiz şöyle buyuruyordu… “Sizden birinin ayakkabı bağı kopsa, ‘İnna lillahi ve inna ileyhi raciun’ desin. Çünkü bu da bir imtihandır.” Senin için dua ediyorum… sen de benim için dua et. Kendi kendime, Rabbimiz bizi başımıza gelecek daha kötü şeylerden korumuştur, diye düşündüm. Üzülmemelisin, baksana, b...

Şarkım…Ezeli Hatırlamanın Tek Yolu

  Neden bunları sana anlatıyorum bilmiyorum Basit değil, ama başka hiç kimse Gözümde senden daha değerli değil Mademki seni seviyorum, anlatmalıyım Sende gördüğüm bu hal, beni baştan aşağı aydınlatıyor Tıpkı aynaya bakmadan kendini tanıyamayan kimse gibi Yüzümdeki en derin kırışıklıklar Yanılıyor muyum? İçimde sakladığım sır, çok büyük ve çok değerliydi. Kimse bilsin istemiyordum Ama, sen bil… Her şeye baktığımda gördüğüm şey, Sadece sendin ve ben seni saklıyordum. Sürgündeydim, şehrim ayrıymış gibi Acım başımı yerlere düşürürdü Bana gam olmaz mı senden habersiz kalmak Görsen şahit olarak eskimiş yüzümdeki çizikleri Yüzümü toprağa sürerim Neden mi? Mecburen sen üzerinde yürüyordun, Bende onunla sana ulaşıyordum. Gökten daha yüceydi, salınıp gezdiğin toprak Yine de kimsenin bilmesini istemedim. Ziyanı yok, benim dünyamda batmayan güneşim Daha önce başka birini sevdiğimi fark etmiştin. Ve aşkına esir olduğumu Ama asla bunun sen ol...

Aşk, Her Şeyden Daha Çok Acı Çekti

  İ ki d ü nyam g ü zeli! Ezelden beri, bana a ş k ı nla neler ç ektirdi ğ ini bir bilsen. Bakı ş lar ı nla ​​ kalbimi b ü y ü ledin, bana ba ş ka hi ç kimsenin veremeyece ğ i ş eyi sundun, yine de beni avlay ı p yaral ı b ı rakt ı n. Y ı k ı ld ı m, k ı nanmay ı hak ediyorum. Ne kızgınım ne de üzgünüm. Her ş eye ra ğ men ben sana bakt ı m. Bende kendimden daha g üç l ü , a ş k ı n var. Daha nas ı l ellere baks ı n ki, kimseyi g ö remez etti. A ş k, merhamet ü lkesi de ğ il...bende g ü nden g ü ne b ü y ü yor. Sevi ş memiz rakiplerimizin g ö zlerinden gizli, ama kalbim ac ı ç ekiyor; e ğ er g ö zlerime bakabilselerdi, anlarlard ı . Ben de kendi kendime, kim akıl hastası bir sevgiliye böyle bir ş ey yapar ki diye d ü ş ü n ü yorum. A ş k bile benim i ç in a ğ l ı yor … beni teselli etmek i ç in mi? Fark etmez … seni seven biri ne kazan ı r ya da kaybeder ki? Bunu dü ş ü nmek bile istemiyorum. Varlı ğ ı n, kalbimdeki ac ı n ı n tek ç aresi, g ü ne ş ı...