Güneş aya vurgun,
Ay mı güneşe?..
Cevabı ne mi?
Nasıl anlatılır aşk,
Dokunduğu zerrelere...
Dağa, taşa, toprağa,
Safir mavisi denize,
gökyüzüne...
Zümrüt yeşili ormana,
çimene...
Bu çare mi?
Güneş herkese sorarmış,
en çok da kendine:
Kavuşmak mümkün mü,
Birbirinin peşinde,
ebedi izinde?..
Nedense batarken içi
acırmış,
Yangını cehennem
denginde.
Gizliden ay da
görünürmüş sessizce...
Aynı dertten yangın...
Aşkını anlatırmış
dilsizce...
Yakamoza, yıldıza...
Ama çare mi?
Sormuşlar, birlik
mümkün mü?
Aslında ezelden
bilirler yazılmış kaderi...
Olur mu kavuşmaları,
kıyametleri?
Sabır... Sabır...
Der misin koca evren?
Bu seviş kalmasın
mahşere, kıyamete...
Bir yol bulunmaz mı bu
kadim hasrete,
Ölmeden kadersiz saate yön
verilmez mi?

Yorumlar
Yorum Gönder