Ana içeriğe atla

Kayıtlar

TESELLİM

Büyüleyici isim sevgilim, Kaderimin kahramanı... Titreten aşkın beni kuşattı Acılarla… yorulmalarla. Ruhum, seni memnun edebilir miyim? Samimi bir şeyim yok kalbim kadar. Ve büyük sevgili, mektubunu almasaydım, Lütfun da bana dokunmasaydı; Düşüncemin ağırlığında ölmüş gibiydim. Hani… Baştan çıkarma olmadan sonsuz bir aşk vadediyorduk, Sevinçle kalbin derinliklerine beraber kaçıyorduk. Gözyaşlarım alev olup beni yakaladığında, Rüyalarla kalpten kalbine gitmek istedim… Tatlı ağlamam, özürlerim öfkeni kırdı; Bana nasıl mutlu olacağımı bildiğini söyledin. Seni sınırsız sevdim bütün sevgilerimle, Cennetim, dindarlığım, yeminlerimle... Kalbimin tüm vuruşları düzene girdi. Ey kalbimin kalbi, ruhumun sancısı, Ne yaptın bana… Benimle ne yaptın? Mutlu günlerim çoktu önceden ama alev almıyordu; Bugün sesin dolaşıyor beynimde. Okşarken kalbim nefes alıyor, Tüm kalbimin sana yükseldiğini hissediyorum. Çırpınıyor can kuşum… Kaçmasın! Aklım başımda değil, nereye koyacağ...

Kalbin Derinliğinden Dökülen Hoş Kelimeler

  “Dürüst bir ruh, düşüncelerini saklamaya gerek duymaz.”   Seslenir adını ezber gibi kaç kere... Hâlâ burada mı?... Birazdan… hep aynı şeyler söylenecek... Asıl söz... bir boş söz arkasına gelecek bir muhalif için... Sığındırmak... rast gelirse aynı anda bir dehanın musikisi... Eski defterleri açma… çek perde... Özgür olmak ayrı bir hikaye...   Zaten bu günlerde ne yazdılar ki?... Unutturdular sevmeyi... Sevmek diyorlar... içi boş bir kelime... Ne okuyordun?... Unuttum... Yazarı kimdi bari?... Hatırlamıyorum... Konusu neydi?... Kim bilir?... Unuttum...   Ne çok şey vardı oysa sevildi... Güç ve itibar... ben... sen... hayat... Kitaplar... havana puroları... Ve eminim ki bir zamanlar eşler ve işler... Olacaktı o kadar... Eşler için bir ev eşyası kaldı... Mutluluk oyununda… bir oyuncak!...   Bir küçük boşluk açılsa... hemen dolar küçük bir iftira... Bu hale nasıl gelir... ayrılmayız denen bağlılar?... Öl...

LANETTEN ÇIKIŞ

Demirlere bağlanmış bir melek, Yurdunu özlüyordu... Sırtında balık ağıyla bir adam çaldı kapıyı, Çatıdan yankılandı o gizemli ses: "Pencereden gelse daha mı iyiydi?" Bahçenin tırpanlı adamı korku salarken, Giderayak, gözlükler ardında bir kadın… Çanlar çalarken haber saldı; "Ağa bir balık düştü!" diye... Gözlüklü kadın, elindeki mumla son kez, Uğursuz bir iyi geceler diledi. Gelenler! Mumlar yanarken sakın bakmayın o resme, Ağzı eğrilmiş bir çehreye nasıl bakarsınız? Korkular sarar ruhunuzu, Üstünüze kapıyı kilitlersiniz, Ürkütücü ay ışığının altında... Işık, gölge, sesler ve yüzler, Gizli bir anlama büründüler. Uğursuzluğun musallat olduğunu hisseden, Dehşet duygusuyla uyumaya çalışırken; Demirlere bağlı melek konmuştu yine gölgeye. Kilitli kapıyı tersinden açan o sessizlik… O ölmeli, o ölmeli…anlayamazsınız! Bir vasiyet bıraksın ölümüne, Yine kapatılsın kapılar onun üzerine. Hangi korkunç sır ortaya çıkacak, Kalsın engeller ardında? Ölümcül, çileli bir ruh sese ku...