Kutsal bahçem! Yıllarca özlemini çeken beni, göğsündeki çiçeğin titreyişiyle, seninle konuştur. Beraber olmamızın vereceği sıcaklığın tatlı rehaveti, doyumsuz iştaha ile bana sarıldığını, hiç düşündün mü? Ben bunu hayal ettim, gerçekten oldu. Bir müddet öylece kalıp kendimi kaybetmişim. Sonra başımı kaldırıp yüzüne baktığım zaman, o pembemsi dudakların arasında, inci dişlerini gördüğümde, onları bile oracıkta öpücüklere boğmak istedim. Tatlım. Seni düşlerimde milyonlarca kez öpsem de, bu bir başka şey. Ezeli aşkım! Sen başıma gelen en güzel şeysin. Aslında kendimi senden, tam saklamayı başarmıştım. Fakat nedense açığa çıkmam gerekti. Taşan kaynak akmak için yol aramaz mı? Sana yazdığım her mektubumdan sonra, ikincisini içime tekrar koyuyorum, belki sakinleşirim diye…ancak olmuyor, yine de yanıyorum. İnsanı kendi acıları öldürmez. Bütün dertlerin başı sevdiğinin yokluğudur. Düşünüyorumda, sensiz yaşamayı düşünmek, ben...
