Sensin taptığım güzelim, Sâhibinden ayrılamayan ben... Kimlere ne desem ki… Aşkımı... Her bedende, her yüzde ve her bir bakışta, Hayâlimin gizli ve karışık yollarında; Ruhum… Şuurum... Gördüğümdün. Yeminle bin âleminde yoktu anlayanım, Bir sen bildin… Gizli mâbedimi, dinimi, imanımı. Tesellimdir… Bu bana yetmez mi? İçtenlikle dîvânem, bîçârem diye andığında, Feryatla haykırıp inlediğimde, Iztırâbımın rüzgârında bilinmezliğe sürüklenirken, Kalbim ateşlerinle yandı. Şimdi gözlerim kupkuru ve yaşsız, Ne yapabilirim? Bana aşk lisanını sen öğrettin, Ölmeyi de… Canımı sana versem korkum olmaz ki. Ya da "günahtır, yaptıklarınla cehenneme gidersin" dersen; Bağrımdaki dertleri görünce, Cehennemin ateşi söner, Acır beni yakmaz. Zaten cenneti istemem, sen cennetimdin. Tek bir dileğim var; Senin ayağının tozu olmak... Bir de dudaklarını öpmek en büyük özlemimdin. Ona da çözüm buldum; Bedenime sıcaklığın dağılsın diye, Ateşe tapıyor, güneşe secde ediyordum. Hava kararınca, gün ışığın ...
