[Kadir gecesinde şarap içti diye beni ayıplama. Sevgili sarhoş geldi, rafta da bir kadeh vardı... Dayanamadık! (144) Hafız] Sâki döksün bâde, ateş yaksın Canım efendim geldi, bir kadeh sundu… Ben içmem, o da hatırım için iç dedi. Kadehinden öptü, bana verdi Hasret kalır mı, gecem kadir oldu Sunduğu ne biçim bâdeydi Tıpkı gönlümün arzusu Hoş bir beyaz su, acı da değildi, Sevda nöbetim geldi mi, dayanamıyorum Bütün dostlarıma diyorum Birkaç kadeh siz de içseniz ne olur ki? O bizdendir dedi, beni seçti Boş boş daldığım suretlerden kurtarıverdi İçinde bembeyaz selsebil suyu Onun şehrinde deli divaneyim İki dünyâda, bu böyle olacak gibi Sana hoca diyorlardı Ayık değilsin, bari gizlen Ayıklık kör olsun, şişe şişe içmekteyim Sevgilinin duvarındaki resimlerden her biri, Kızıl bâdeden sarhoş olmuşlar, Benim kadehim âb-ı hayat dolsun Ne efsane kalsın, ne efsun kalsın Meyhaneciye açıktan sordum. Sesini kıs, sırrı gözet Tanrı’nın rahmetini bekle! ...
