Hâfız, senin vazîfen, sadece duâ etmek, Sana ne, duydu mu duymadı mı demek? Başka bildiği yokmuş gibi, mescitte vaiz korku dağıtıyordu. Korkudan gözlerime mil çektim, Boynumu kırdım, vay halime… Dedim… dedirtti desem daha iyi. Gözlerim kapandı, açmak mı bir daha? "Hayır," dedim. Sonra biri mi değdi, el mi dokundu… Faltaşı gibi açtım yaşlı gözlerimi. Ah içimin madeni, yârimin hayali değil mi? Akıl bir tarafa, söz başka tarafa gitti. Karanlığı silen zülfüydü, Vaizi kim dinlerdi ki? Hayali geldi ya… Zülfünün kıvrımlarından bir düğüm açtım, Dünyalar dolusu bir misk ü anber yayıldı. Vaiz, söylen dur artık… Günah benim, kime ne! Sen ey gonca ağızlı, gül yüzlüm, İşve, cilve ederek örtme yüzünü bir daha. Güldür, yüzümü güldür! Delicesine seviyorum seni ben. Yeminler olsun seni benzetmedim dünya güzellerine, Ve hangisine bakmışsam dedim ki: "Bu da değil…" Ah ederek… Neredesin? Sevdiğim, içimde ayrılığın gamı var da Bö...
