bir ney Ana içeriğe atla

Kayıtlar

aşk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ezelden Senin

ezelden senin kölenim duydum ki  şarap sunuyormuşsun benden de esirgeme   aşk sarayında gecem uzun meleklerin ruhlar seni tavaf eder  benim dünyam  paramparça yaramı  görürsün üzülürsün yine de karanlıkla,  korkutuyorsun nem kaldı  söyle nereye bakacağım ki ezelden senin kölenim beni bırakma kulların bana acıyor bende susup geçiyorum ağlayan gözümün yaşı   avuçlarım yanıyor beni yakıyor önceleri kadehin gibi elindeydim kırıldın bana  ve attın  kalan bir parçayı dudağının değdiği yer  umut bana içimde büyüyen iz oldu umut bana bir parça sev yeter bana bak gör diyordun bana hala oradayım kırık kapı gibi karanlık geçse de ateşin adın kalır  bende bir dua sızı gibi

Hafiyece Gar Bekçisi

Ne yazsam SEVDİĞİM

  Ne yazsam SEVDİĞİM? Seni bana, beni sana mı yazsam? Ruhumu, ruhuna mı sarsam? Üzüntüne gözyaşı, sevincine kahkaha mı olsam? Ömrümü, ömrüne mi katsam? Dertlerine çare, acına ortak mı olsam? Seni gören gözlere perde olup, kıskançlığıma kat mı çıksam? Gözyaşına mendil, gündüzüne ışık, gecene uyku mu olsam? Yoksa gülüşüne dalıp, bakışında mı kaybolsam? Yüreğinde yatıp, kollarında mı uyansam? Nefesinde yok olup, ellerinde mi varolsam? Göğsüne sarılıp, kalbinle erisem mi? Sen bana, ben sana karışsam... Okyanusa karışan iki nehir gibi... Ne yazsam Sevdiğim? Beni saklasan , yüreğinin dibine, Gözünün bebeğine, aşkın en kuytu haline... Zulanda bir nefes, hayatına ömür gibi... Sevdana yangın, ateşine körük gibi... Söz hiç çıkmam kalbinden, sana esir, Aşkına müebbet yemiş bir mahkum gibi... Ne yazsam sevdiğim... Bu cümleler kafi mi? Değil ki; Yorgunum... sözlerinde dinlendir, gönlünde demlendir... Yudum yudum iç beni...   …. Ne...

Dalında Öten Bülbül

ey gülüm gülmek sana yakışmaz mı dalında öten ne çok bülbül var hep gül böyle görmek isterim sensizliğe dayanamıyorum inleyen  dinmeyen figanımla kalbimin iniltisini bir sen duy, bir sen bil o zaman sonsuz bir acı içinde kalıyorum gülüm güller değil toprak dahi sen gibi kokuyor kokun değdi mi gözlerim yanar alev alev   kokuna  dalar sarhoş eder beni her şey bir ah bir ayrılık varlığım sen ol yıllarımı sen al aşkımız bize  ezel vergisi yazılmış

Kara Ormanda Aşk

lanete düşercesine sevmek aslı çok sevgi mi razı olmak gerekir mi çok yakındı ve ne çok uzağa itildi birine hayat olan onun için ayrılık ölüm demekti yıkılmışlığın  çaresizliğin  içinde korkusu yok umurunda da değil o zaman kazanan kim her varlık şahit olmuştu çoktan sorgusu  bitmiş cezası verilmiş kara ormanında kendine küsmüş lanetiyle eş şansta istemiyor acılar şehrinde inatla aşkına misal arıyor soruyor bu  cilve nedendir kime neydi kim içindi bunlar olmasaydı 

Taşta Ağlar

ağlama demem ağla nasıl olsa taşta ağlar bulutlar ağlar narin çiçeğe  yüksek dağ bile ama bir çiçeğe  vurgun ağlar taşlar ağlayın ağlayışınız bir iz bırakır izi silen rüzgar ateşe karşı yok denecek kadar ağlayın bilinmez değil ancak yerine ağlar sular acıları dindirmek,  bir bedene can vermek havadaki zerre için bir ağlayan varsa duymuş gibi üstüne alınma  ağla  ağla yaşın sun sunakta senin için kurbanın var içini dışına kanlı sun

Kopamıyorum senden ve bunu bilen tek sen...Bu gece dardayım...Sarılsak mı artık ?

Gül yarim gözümden düşen yaşları sev bari Sen olmassan dayanamaz bu kalp fani Uykularıma ara sıra olsada düş bari Gül yarim gözümden düşen yaşları sev bari Sen olmassan dayanamaz bu kalp fani Uykularıma ara sıra olsada düş bari Güzelim sensiz olmak mühim değil Yaşayamadıklarımız üzer beni İnan bu duygular hep arar seni Kaçırdım aklımı ve dengemi Bu gece ellerini tutmak isterdim Yumdum gözlerimi niyetlendim Sabaha karşı bi ateşlendim Kokuna bir daha heveslendim Uzaklara daldım çok uzaklardayım Ve senin olmadığın diyarlardayım Güzelim of... Bu gece dardayım  Bu gece dardayım  Daldım çok uzaklardayım Ve senin olmadığın diyarlardayım Güzelim of... Bu gece dardayım  Bu gece dardayım  Başında herşey güzeldi sevişip gezerdik Sonunda birbirimizden nefret etmeyi becerdik Temkinliydin her zaman ben aksiyonu severdim Malesef bana defol git derken bile güzeldin Ben düzelmedim sen üzendin bende üzülen Güneş değil senin ışığın kalbime süzülen  Bu gün bitti galiba benim son...

Kaşlarına Bakan Göz

belimi büken kader içimdeki savaş kimdendir sormaz mısın   neden kızgınsın   anlayamıyorum vücudumun     canı hangi halimi beğenmedin ciğerimi böyle yakıyorsun külhan yerine döndü   aciz bedenim kaşlarına bakan iki gözden gayri neyim var hayranla baktığın denizler gözyaşım değil mi ben yanayım yalnız sana kim dilini dökecek aman deyip elini sallıyorsun tamam   dert yüküyüm huzurda vermedim yine de benimlesin sezmesinler diye saklıyorsun yoksa kaçıyor musun

Beş Hanedanlığın ve İki Song Hanedanlığının Çiçek ve Kuş Resimleri

İçindekiler 书名页 版权页 Önsöz 目录 Beş Hanedanlığın ve İki Song Hanedanlığının Çiçek ve Kuş Resimleri Dan Feng You Lu Tu (Kırmızı Akçaağaçlar ve Ağlayan Geyik) Sui Zhao Tu (Yeni Yılın İlk Günü) Shan Zhe Ji Que Tu (Keklikler, Diken çalıları ve Serçeler) Jia He Cao Chong Tu (İyi Çeltik Mahsulleri, Yabani Otlar ve Böcekler) Mu Xue Han Qin Tu (Akşam Kar ve Kış Kuşu) Mo Zhu Tu (Mürekkeplenmiş Bambu) Zi Mu Ji Tu (Anne Tavuk ve Civcivleri) Wu Se Ying Wu Tu (Renkli Papağan) La Mei Shan Qin Tu (Kış Tatlısı ve Göğüsler) La Mei Shan Qin Tu (Kış Tatlısı ve Göğüsler) Zhu Que Tu (Bambu Korusundaki Serçeler) Pi Pa Kong Que (Yenidünya ve Tavus Kuşu) Han Que Tu (Kış Serçeleri) Fu Gui Hua Li Tu (Şakayık ve Kedi) Cui Zhu Ling Mao Tu (Yeşil Bambular ve Kuşlar) Xue Lu Shuang Yan (Karla Kaplı Sazlıklarda İki Yaban Kazı) Xue Shu Han Qin Tu (Karla Kaplı Bir Ağaca Tüneyen Kış Kuşu) Yang Liu Ru Que Tu (Söğüt Dalındaki Genç Serçeler) Ping Po Shan Niao Tu (Elma Dalındaki Baştankara) Li Zhi Bo Zhao Tu (Örgüler) Ji Xiang...