Ana içeriğe atla

Toprağım, Ah Ayna mı Oldun?


 

 

Tekkede çirkin yüzlü bir derviş vardı. Geçirdiği günleri çekilir değildi. Arkadaşları onu hiç sevmediler, sonunda tekkeden kovuvermişlerdi…

Dervişin son sığınağı olan tekkede kapılarını kapatmıştı…

Sohbetlerinde merhametten, sevgiden, aşktan bahseden şeyh, bu durumu görmezden gelmişti...

Derviş,…

” Ey Allahım, hiç acımadın mı? Sevgi nişanesi dediğin dostların bana sahip çıkmadı ve kovdular” diyerek dağlana dağlana yollara düşmüştü.

Dostu yoktu, evler zaten kapalıydı.

Kimsesi yoktu…

Hayata küstü, son sığınacak bir yer aradı, derviş ölümü beklermiş gibi, mezarlığa gitti. Eski bir lahdin içine sığındı. Günler geçer mi, geçiyordu. Ziyaretçileri de vardı. Kimlerdi?

Uyuz köpeklerdi. Soğuk günlerini kabirde onların sıcağına sığınarak beraber geçirirdi. Ana rahmindeki bebekler gibi, toprağın sıcaklığını hissettikçe gönlüne bir ferahlık gelir “aşkım, sevgilim” diye sarmalanırdı. Toprağa çok muhabbet duymuştu. Nasıl duymasın, çirkinliğini yüzüne vurmayan kadim dostu, sevgili topraktı...

Bir gün rutubet kokan elbiselerini silkeleyerek kabirden çıktı…

Hoş bir esinti hissetti. Kalbe huzur veriyordu.  Hava da nemliydi. Yol boyunca yürüdü. Her şey ne güzel diyerek, göğe ilk defa bakar gibi baktı. Huzur yeri olan göğe bakılmaz mı, çokça baktı. Bir huzur ki, tarifsiz...

Derviş göğü sevmiş olsa da, toprağa meftundu. Çirkin yüzüne o hep olgunlukla bakmıştı. “Dostu olmayan toprağa bakar”...

Toprak, tek ezeli dervişin dostuydu. O hep dost kalacaktı...

Bu dostluğu ve sessizliği, bir ah sesi yırtarak deldi, geçti. Aralarına su girmişti...

Su toprağı parlatıp doyurmuş, üzerinde akisler dağıtan cilalı bir kara aynaya çevirmişti.  Derviş, uzun zamandır unuttuğu yüzünü gördü, çirkinliğini hatırladı...

Ey yokluk aynası, şimdi ayıplara ayna mı oldun?

Dervişin çirkinlikten gönül aynası paslanmıştı...

 

“Ey Toprak, parlayıp çirkinliğimi bana hatırlatmak mı istiyorsun?

Varlığının şekli, aynanda yokluğu anlatırdı;…

Her kaçan senin yokluk aynanda hayat bulurdu”...

“Şimdi parlak kara yüzün, ayna olmuş can kesiyor...

Dosttan ayrılmak ister gibi...

Her renkten ayrılmış, paslı dururken bir aşkı, silmeye mi çalışıyorsun?”

Yokluk aynamız güzel değil miydi?

Derviş güzel değildi ama, senin sayende rahat ediyordu...

Gönül aynasında onun yüzü ve senin yokluğun vardı...

Neden  vazgeçiyorsun?...

Derviş seninle yokluğa dalar, şarabını kadehinden kana kana içerdi...

Gönül işlerine  bigâne değildin...

Sende yüzlerce saklı sırlar anlatırdın...

Dervişin çirkin yüzünü göstermek için, suyla birleştin?...

-Aşk yoluna düştü diye , başına fitne ve belalar  gelmesi mi gerekiyordu?...

 

Ey Derviş!...

Dikkat et, takılma buna, bu kırılmayla aranıza ayrılık düşmesin...

Çünkü toprak kendi aleminde derya, o katrecik suyun itibarı yok ki?

Gece gibi kararmış, ağaç gibi güz yelleri yüzünden beti-benzi sapsarı olmuşken, o sana yine hayat vermişti...

Gönül dumanı sana eziyetler etti diye,  sende topraktan vaz mı geçiyorsun?

 

Derviş saman çöpüne dönmüş, yere basacak hali kalmamıştı. Yalım yalım esen rüzgarın önünde savrulmuş, kurumuştu. …

Yokluğun ve varlığın nedeni olan ateşi,  ta ciğerinde hissetmişti. Derviş elem ateşiyle yanıp kül oldu...

Toprak ona seslendi:…

“Ey derviş bende karayım, yüzünü sana göstermek ister miydim?  Ancak aramıza giren su senide, beni de aldattı. Sen suyun yüzünden toprak kadehimi cilalı buldun, falcılar gibi kendini gördün. Yoksa ben aynı karayım,”…

Toprak yokluğun, kendinden kendine varacağı son noktadır...

Su ise, arada bir havalara çıkan gelgit dünyası...

Derviş öldü...

Kül oldu...

Hayalleri vardı, sevgileri de...

Nerde bir rüzgar ve toz bulutu görünse, sırrı duyana, toprağa aşkı yüzünden ölen dervişin, aşk namelerini anlatır. Su ise yaptığı hatadan dolayı gökte hiçbir zaman karar etmek istemedi. Ayrılığa neden oldum diye üzülür, tekrar tekrar toprağa düşer.

Su, dervişin gönlü ferahlasın diye gökten yere düşerken  rahmet diye anılır...

Derviş bir kere öldü. Su  hala düşüyor, kalkıyor...

Dervişi sevgilisine kavuşturdu diye, Allah, su’ya rahmet eylesin. …..

Amin…

 


Yorumlar