Ah, Sevdâm!
Akşamın
sessizliğinde, yatağın sıcaklığında, sanki bir rüyadaymış gibi, bir uyuşukluk
hissiyle,
Sana
yazıyorum...
Acı
dolu ayrılıkta bile, her zaman seninleyim.
Yıllardır,
aşkının cennetinde yaşıyorum.
Yatağımda
uzanırken, yanımda seni, kollarının beni sarmasını, başımın omzuna gömülü
olmasını düşünüyorum; nefes alışverişinin ritmiyle kendimi kaybediyorum...
Bizi
her zaman muhteşem ve eşsiz bir varlık olarak hayal ediyorum.
Sevdâm,
Sana
söylememe izin ver ki, seni sürekli rüyalarımda görüyorum...
Ama
o kadar sarhoşum, o kadar anın içinde kaybolmuşum ki, senin görüntünle
paylaşılan anların tatlılığını unutamıyorum...
Tanrı'dan
bunun sonsuza dek sürmesini istemiyorum.
Bu
gece yine seni düşünerek uyuyamadım.
Tekrar
tekrar seni düşünerek uyandım.
Seni
bir kez daha düşündüm.
Seni
düşünerek, zihnimde saçlarını taradım.
Seni
düşünerek, o kadar çok koku arasında senin kokunu aradım ama hiç bulamadım.
En
güzel koku senin teninin kokusuydu...
Dün,
sararmış yaprakların arasından, yağmurda seninle eve yürüdüm.
Biraz
üşüdüğüm için titriyorum...
İçimdeki
acı o kadar büyük ki, tarif edemem.
Bilmezsin
ama
seni
düşünerek şafak sökene kadar içiyorum.
Şöminedeki
odunların köz gibi parlamasını izliyorum, sanki onlar benimmişim gibi, bir
yandan da gizlice yazdığım aşk şiirlerini okuyor ve seni düşünüyorum.
Bu
uykusuz geceler üzücü değil mi?
Seni
düşünerek uyuyamıyorum.
Çok
uzun zaman önce, sana böyle bir mektup yazacağımı asla hayal etmezdim.
İçimdeki
acının etkisiyle, bu aşk mektubunu kalbine doğru bir kağıt ok gibi fırlattım.
Ama... her sabah, su arayan bir köpek gibi kapıya koşuyorum, bir cevap
bekliyorum.
Ama
sonra...
Hep
aynı...

Yorumlar
Yorum Gönder