Tek Sevdiğim…
Tek
kalbim…
Tek sinem
ve tek hakikatim…
Çok yorgunum
biraz havalardan diye düşünüyorum ama değil. Kalbimi yoklayan o kadar lüzumsuz
şey var ki, hepsi istemeden geliyorlar ve gidiyorlar. Kendilerince beni üzmeye çalışıyorlar.
Şükür ki sen varsın… ve bunlar beni neden etkileyemediklerini çözemiyorlar.
Benim Sığınağımsın!
Bedenimin
yorgunluğuna, perişanlığına aldırmıyorum. Kalbim, saf sadakatiyle, sana olan aşkımla, sessizlik içinde parlak
ışıklar saçıyor. İçimi sıkan katılığı, soğuk gecenin karanlıklarında, peşinden
dağların ardından- yükselen güneşin, saçtığı ışıklar altında, gözlerimden akan
yaşlarla,defalarca yıkanıyorum. Çok şükür, iyilik üzereyim …
Sevdiceğim!
Bilmelisin
ki, gerçek aşık olan, başka bir güzel gördüğünde değişim göstermez …hiçbir şeyden emin olmasam da, bu
aşkımdan eminim. Yine de sana yalvarıyorum. Bu karmaşanın içinde zamanla
yarışıyorum…ömrüm tükeniyor. Galiba, çok uzun bir ömrüm yok. Bu aralar, kimselerin,
benim sana olan aşkıma sahip olmadığını fark ettim. Aşkım nedeniyle elimde
olmadan çılgınca delice şeyler yaptım. Arada bir istemeyerek isyan ettim. Ve beni üzen şeyler kaderime
razı olmadığım anlar ki, heba olup gitti. Yine de sabırla beni hayatıma geri
döndürdüğün günler aklıma geliyor, hüzünleniyorum.
Aşkım,
hayal kırıklıklarımla sana teslim oldum.
Senden kendimi değil, tek bir düşüncemi bile saklayamam ki, varlığının bir
parçası da ben olmalıyım diye sana ruhumu sattım.
Seni
seviyorum demek çok güzel değil mi?
Seni çok
seviyorum…bu ağzımdan çıktı çıkalı… hakikat ve ar namus şişesini kırdım. Bundan
gayri ayaklar altında ezilsem, tükürüklere boğulsam sıkıntı değil. Çünkü sen
benim hayatımın sevinç kaynağısın.
Hayatın
benden sakladığı birçok aşk hikâyesi içinde, benimkinin yerini düşünüyorum. Ben
hangi seviyesindeyim. İçime çekildiğim anlarda kendim için bir şeyler yapmaya
çalışıp, düşlerimi bile kovaladım, sana ruhumu vereyim, sadece sen kalasın diye.
Seni sevdiğimi bildiğim ilk günden beri aklımdan çıkmıyorsun. Bedenimle bir
mahkum gibiyim. Senden önce kalbim tıkırdıyorken, şimdi şiddetle atıyor. Hep
baygın bir haldeyim
En çok
neyine hayranım biliyor musun, her şey senin yanında değerli, değersiz hiçbir
şey yok. Bana dahi değer verdinde, kendime, bir yol buldum. Bir zamanlar, değersizlik
alnımda yazılı gibi asılmıştı.
Aşk, bir
hayal mi, yoksa bir arzu mu diye, hep merak ediyordum. Galiba, aşk, bu yaşadığım
olmalı?
Zamanla
solan bir çiçek olmadığı kesin. Genelde, büyük aşk hikâyelerinin çoğu, son
derece acıklı ve ölümle bitiyor… hepsi aşk için ölmek sözünü ispat
edermişçesine. Benim içinde bu olacaktır. Keşke seninle beraberlik konusunda,
çocukluğumdan beri sadece seni sevdiğimi, çok önceleri anlayabilseydim. Fakat cahilliğimden
yapamadım, benim o zaman kıymet verdiğim kişiler, beni senden ayırırlardı. Bende
kolay kolay kabullenemezdim. Bu durumumu
anlayamazdım, fırsatım da olmazdı. Birde sevgimin zaman içinde kalbimin derinlerinden sızacağını
beklemezdim. Kendime bakıyorum da, dalları kırılmış kökü sökülmüş, geleceği
kararmış, yolu sarpa düşmüş, deli divane, mahkum gibi çürümeye yüz tutmuş bir
ağaca, kim gönül bağlar, dilek çaputu asar ki…
Ben,
sana hayatımda ve ölümümde daima senin olacağım…dedim. Fakat daima içimdeki tek
pişmanlığım, sana hislerimi geç söylememdir.
Şimdi huzurunda olsaydım, yüzümü
yerlere sürseydim, seni ne kadar çok sevdiğimi, ezeli aşkım, çocukluk aşkım
diye söylenseydim. Ama olmuyor…-olmayacakta.
Kolayı da yok, çaresi de.
Hayallerimde
sevdiğin kulun ile görmek, onunla yan yana olmak, mutluluk verici…bu kadarı
için bile, ne kadar çok dua ettiğimi sadece sen bilirsin.
Her
sabah uyandığımda senin varlığına dualar ediyorum…beni affet diyorum…ölmediğime
seviniyorum, birsin ve birde sen varsın.
O bir anımı,
yıllar yılına değişmem…
Yüce
Dostum, sana sorsam…nasıl ve neden denilecek her şeyi.
Sende, nedense,
hep sus, dersin..
Cevabı
nedir…sen söylemezsen…
Kim ne
bilir…değil mi…

Yorumlar
Yorum Gönder