Benden Başkası
“Sert, katı
yürekli olsaydın yanından dağılırlardı. “
(Ayet)
Ey aşk altınını başkasında bulamadım diyen ve bize gelip soran
ve sonra değeri ölçülmez diye alan,
şimdi içine neden bakırlar katıyor?
Ben sana bayramlarda değil, her gün şekerler vermişken, sen
gittin bu ulvi sevginin davulunu başkalarına nasıl dövüyorsun?
Sana hayrandım ve saçının her büklümüne yüzlerce misk ve
amber dökmüştüm, yüzlerce adı duyulmamış, güzel kokular satın almış ve sana
vermiştim.
Sevgilim!
Sevmeyi sana hâla neden öğretemedim?
Diyorum, bana olan aşkından, gönül yanışından kimselere
bahsetme…olur olmaz başka düşüncelerden söz açma. Ben bundan başka bir şey,
ikrar etmiyorum. Fakat seni kıskanıyorum, bazen her sahip olduğun varlığından, etrafından,
çocuklarından ve sevenlerinden.
Ben aşkın hocasıyım. Her halimde ben senin yüzünü görüyorum,
senden başkasını hayal etmiyorum…sana candan kullukta ediyorum. Sen ise
başkalarını düşünüyorsun… kalbindekiler olunca ben hiç sana gelemem ki, geçen
az canın yandı da, bütün sevdiklerini içinden boşaltmıştın…. Ben bin kere
uğradım. Şimdi ise bekliyorsun. Hep gelse diye. Neden gelmez ki?
Başkasından el istersen, sana ayak verirler, ayak istersen
başını isterler, borç para istesen faiz ver derler, hep bir fazlasını isterler…
beni bilirsin, hep veririm.
Seni çok seviyorum ve başkasından zerre kadar bir tutam tuz
almadım ve susuz kalmışken, sen beni inkar ettin demeyesin diye, içerim korkusundan,
içlerinde bir damla su kalmış diye testilerimi kırdım.
Bana gelip koynuma girip, gönlümü alamaz mıydın?
Aşktan cansız bir hale geldim, bir anlasaydın beni.
İste benden , canın olurum, cihanın da…değer iste benden
duymadığın değer benden gelir sana.
Evlâdın da olsa başkalarına gönül verme, Benim
cansız tozumu al, tak boynuna, benim gibi bir inci bulamazsın.
İçime gel de, gir içeriye, üzüntünü söyle ben senin gâmını
yerim, seni levhime yazarım.
Önceleri başkaları yok diye, benden başkasına heves
etmiyordun. Sonra vazgeçtin, var mı başka kimseler dedin, ama kimsenin olmadığını
gördün.
Sen teksin, kalk ayağa ve yukarılara bak, şu ikiliği bırakman
gerek.
Deme ki, taş gibisin…olur mu bu söz bana. Ben derya yolunu
bilen küçük suyum, sende içimde balık ol. Denizlere gark olmak istiyorsan, işte
sana ırmak. Irmaklar biraz sakin akmaya başladı mı, hayvanların aşkına düşer,
çayırlara, yeşilliklere dalar, gül fidanlarının cazibesine, kokusuna takılır,
yollarından kalırlar.
Bu gördüklerin hep hayal…hiç gül ağacı su olmayı ister mi?
Toprak gibi cesur olamaz mıydın?
Ulaşmaya başka bir yol var mı?
Bazen şaşırıyorum hem bulmak istiyorsun, avlayan mı avlanan
mısın, belli değil?
Sen hangisi olmaya karar verdin?
Sevgili kıskançtır. Bende kıskancım. İster inci ol, ister
mercan. Kendini döv, toz et. Onun mâbedinde varlığa yer yok. Kapısı o kadar dar
ki, geçmeye zerreden başkası lâyık görülmüyor.
Onun sevgisinden başkası kalbinde olursa, kâfir olursun. O
seni kabul eder mi…ya ben. Ben de onu taklit ediyorum.
Tencere gibi gamla kayna, coş, çöldeki kum gibi suya hasret
kal ve içtikçe iç, ama kanmalısın. Kum su tutmaz. İçinden sular akarda, akar.
Bıktım senden deyip gitsen, haberi olur mu sanıyorsun? O
zaten tek olmaya alışmış. Durur yalnızlığında kimimsesiz.
Sabah kalktığında bir bak kendine, hangi isimle uyanıyorsun?
Kimi anıyorsun?
Kimden söyleniyorsun?
Hatırlamadığın rüyaların çok olabilir, ama gecen kimden gebe
kalmış?
İçinde kaçıncı ölü doğumlar olmuş?
Doğurmak için geç kalmamak lazım. Hep ölü doğuranlar var,
sen aşkına sahip ol da veledi kalbin ab-ı hayat olsun.
Deme, saçma sapan masalların var. Fakat bunlar benim
gerçeğim, hepimizin de. Sen beni oyalayıp durma…ben kalamam, gönlümde sabır
bırakmadın deme, yürümeyip koşsan, dönüp dolaşacağın yer burası değil midir?
Önceden habersizdin şimdi duydun ve tattın, var mı bir
ikincisi…ben senin ikincini dahi aramadım.
Bunlar masal, dinleyemiyorum deme artık.
Ebedi kalan aşktır.
Ben sana aşkı öğretiyorum, sen ise cenneti arıyorsun.
Sen beni öv, gerekirse söv, ama benden başkasına bakma.
Bana bin defa niyetlenerek duâlar okusan,…sana ne diyecekler ki?
Ben sana âşık oldum, sen başkalarından medet bekliyorsun.
Ben bir ara ciğerimi satışa çıkardımda, kimse almıyordu…sen
satın aldın, öyleyse kokutmayıp yesene.
Benden sırlar istiyordun, sır dediğin ne ki, seni benden
uzaklaştıran oyuncaklar. Başkaları seni kıskanırken hiç söylenir mi sırlar..
Sen, sen oldukça, benliğinden kurtulamazsın. Böyle kalırsan
o vakit, ben, bir başkasıyım, sende bir başkası olursun.
Şimdi görünüşte ben harâbe bir evim, sana vermiştim. Kimseler
görmesin diye, değerleri içine saklamıştım. Biliyorsun, defineler harâbelerde
saklanır.
Ben âb-ı hayâtım ama; ırmak gibi senin ayaklarına yüzümü
döşemiştim. Unutturdun bana kendimi. Niceleri ile düşüp kalkardım, görüşür
konuşurdum, haram helal dairesini kaldırmıştım… her şeyi hoş görür, bir huyum
vardı. Şimdi bu başıboşluğu kaldırdım, sırf sen sevinesin ve başkası gönlüme girmesin diye küçülttüm ve kendimi, katreden daha zerre yaptım. Bugün,
huysuz oldum, iyilik ve kötülük nâmına kendimi değiştirdim.
Senin görülmemiş eşsiz güzelliğini sakladım, hayaline sevdam
dedim, mahremimsin deyip, kalakaldım,
bakıyorum da bırak başkalarını sen bile anlayamadın…
Neden?
Ötekiler geçici, yok olur gider… tâki, yokluktan da daha
ileri kaybolurlar dedim. Neden daima ben seni söylemek isterken, sen kalbinde
başkasının elini yummak istiyorsun. Başkalarını benim önüme alıyorsun. Bunlar
benim mecburiyetlerim deyip, gizliden gizliye onlara bağlanıyorsun. Bu sana, ayrılıktan
başka, safâlar getirmez ki.
Sevgilim, sırrını bana söyleseydin, ben soramıyorum, birşey söyleyemiyorum ama sen
söyle.
Susayım, konuşmayayım ama gönlüm durmuyor ki. Fakat sen
söyle yine sırrını, benim sırlarımı da.
Eğer ki benim gönlümde senden başkasını görürsen… beni öldürebilirsin.
Başkasını seviyorsam, bu hainliktir… bense hainlik nedir bilmem ki.
Ancak kıskancım, bu doğru.
Bence bırak kendini…benim kendimi bıraktığım gibi.
Kızacaksan…başkalarına kızma… bana at taşları, yazık olmasın
bari. Zaten değmez ki, ben yoktan yokum.
Yoğa taş değer mi, sende rahatlarsın.
Bir zamanlar senden başkasını andıysam, merhamet et ve
unutmadan an beni.
Senden başka kimsem yok benim.
Gönlümde başka bir sevgi yok, bu küfürlük mührü olsa da...
İçimde başkası için
atan bir kalp bulursan, öldür beni, bu dava mahşere bile kalmasın.
Ben gözümü yumdum, şimdi nasıl vurursan vur…eğer ki, bir can
kaldıysa.
Sevdam, ben senin için zaten ölmüşüm.

Yorumlar
Yorum Gönder