yalan söylediğimi düşünenlere de aynısını yaşatması için
Tanrı'ya yalvarıyorum.”
Aşk, imkânsızlığın üstüne kurulan bir hayat mıdır?
O halde…
Sen, kendini hayatın kollarına nasıl bıraktıysan, aşka
da öylesine kaptır… Ve büyülen.
Gerçek aşkın varsa, zaten büyülenirsin.
Bencillik sınırlarını aştıkça, hayalindeki güzelin
gerçeğe dönüştüğünü görmeye başlarsın.
Ona hâkim olmaya çalışma; aşk onu içine doldurur.
Beden tapınağındaki derinliklere akar gider,
düşüncelerini de başkalaştırır.
Tanrı’nın seçilmiş kulları bile yükselmek için bu çetin
aşk imtihanından geçmek zorundadır.
İşte, seni aşk seçtiyse olacaklara hazır olmalısın.
Dünyadaki her şeyden sıyrılıp sadece sevdiğini görmeye
başla.
İlahi yüzünü sana açınca, neler olur neler…
Ne zaman ki ayrılık benzeri bir his doğarsa içinde,
ona daha fazla yönel.
İçindeki bu hastalığı aşkına şikayet et. O zaman
görürsün ki aşk kolay kolay bırakılmaz ve sen de onun yapmacık olmadığını
anlarsın.
Yaşadığın acılar ve üzüntüler, aşkı söndürmekten çok senin
derdini artıracaktır.
Sen bir kere gerçek aşka uğradıysan; kar ve buz
neyine? Sıcak ve soğuk, gece ve gündüz farkı kalmaz ki…
Sevdiğinden gelen cevapsız günlerin başladığında bu
sessizlik seni susturur. Sabret, o senindir; ellerinde olmasa bile…
Sonra kavuşmak hayaline bile artık ihtiyaç duymazsın.
Sadece aşkınla kalırsın, sevdiğin ölmüş olsa bile.
Farkı anladığında Tanrı'yı tanırsın. Zaten aşk
hissiyatını veren önceden de Tanrı'ydı; çünkü aşk, Tanrı'yladır.
Bulduysan sevdanı…
Artık sevişmek zamanıdır.

Yorumlar
Yorum Gönder