Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kalbin Kitabı

Bir tanem… sana uçmak için Ruhum kanatlandı Tutkulu aşkım… Bana güç ver Kalbimde ateşler uçuşuyor Her şeyim senin için İlk gördüğümde ne hale geldim Benimki bir delilik Doğuşunu an be an izledim Bahtımın karanlığında Konuşmalarım tutunacak Seninle yaşayacak Hayat ağacımsın Bedenim harap ruhum sarhoş Gözüm dikildi ateşe Susuzluk sardı Yanan ben oldum Geldim yanına bak yüzüme Çakıyor kalbim bir çakmaktaşı Aşk alevim parlak tertemiz Geçiyorum kendimden Nasıl çıkabilir ki sesi Yüreğimin telleri kopmuş Keskince söyleyim Dikenli kancalar attığın Parçalanan kalbimden kanlar akıyor İyileşmezmiş gibiyim Bana güç ver… Gizli aşkım yüreğime doğru akar… Üzerinde ne yazdığını göreceksin Gül vermez mi… Kalbim derin yaradan kanarken Senin rengin diye daha gül kırmızı Lekesiz sıhhatli… hayatımdın Şimdi gördükten sonra Ölümcül bir yaram oldu Aşkımı ilan ederken Ne bugün ne yarın ne de başka zaman Çevirir başını mı diye düşündüm de Aramızdaki gizli sözler Enge...

Taşıma Benim, Benim Taşıma

aaa [“Taşı put yapanlar, tanrıya taparlardı.”]   Sözüm Tanrıma… Seviyorum seni. İnsan mükemmele erdiğinde secde eder, diyorum. Emanet verilecek denildiğinde, “Dayanamam” diyen o taşı bilmez miyim? Tanrım, bu yüzden taşı kutsal kıldın; İsmail’i anasıyla sınadın, Kâbe eyledin Hacer’ini. Bir öpüş verdi taşıma Yaratılmışların Efendisi. Seninle olmak, hayat bulmaktır, Seni sevmektir benim dinim imanım. Galiba bilmeden… Tanrı olanlar için mi, "Taş kalpli" diyorlar? Ben de taşımın etrafında dönüp duruyorum. Geceyi açan, gündüzümü karartan seyrinle Ey sevgili taşım! Sen yerlere uzanmışken, Üzerinde toz olan bu bedenim Beni nasıl da incitiyor. Ruh olabilsem, hava olabilsem ya da rüzgâr; Ona değmeden İncitmeden nasıl durabilirim, diyorum. Taşım sen incinmezsin, Tanrı incinmez ki. Fakat ben korkuyorum; Üzülmemden, üzüleceğin için… Eğer o taş kalbini yere indiriyorsan, Bana da toprak olmak düşer. Toprak olur, sarılırım s...

Geceler Uykusuz

“Kendine gel de geceleri kalk, Dâvaya kalkışanlardan arlanıp gizlenme... Çünkü sende vahiy mumunun nurları var! Çünkü Ey Peygamber, mum geceleri ayakta durur! Mesnevi, c. IV, b.1455-1456”   Gece yarısı derin bir rüya gördü. “Hayaller dünyası...” “Onu ilan edeceksin” dediler. İçerisinde sonsuzluk, yolculuklar, Rüya içinde rüyalar, Enfes ve korkunç karanlıklar, Gizemler... Görecek gözler beklemekteler. Uyumak, sonra yeni bir uyanışla... O zaman hiçbir şey bilmiyordu. Hızır’ı görmüştü, Bir elma vermişti ona. “Hepsini yiyip bitireyim” dedi, O, “hepsini ye” dedi. Güneş’in ansızın ışınlanması gibi, Bir muazzam deniz oldu dünya, Başka hiçbir şey göremedi. Ağzı açıldı ve ışığa bütün deniz girdi, İçildikçe içildi, kalmadı tek bir katresi. Sen bizimle oldukça, bil ki hiç gam yok! Yola binlerce tuzak kurulsa da, Her gece ten tuzağından, Ruhları kurtarıp kafesleri sökmektesin. Ruhlar, her gece ne kimsenin hâkimi, ne de kölesi olarak ...