Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hayallerde

Sensin taptığım güzelim, Sâhibinden ayrılamayan ben... Kimlere ne desem ki… Aşkımı... Her bedende, her yüzde ve her bir bakışta, Hayâlimin gizli ve karışık yollarında; Ruhum… Şuurum... Gördüğümdün. Yeminle bin âleminde yoktu anlayanım, Bir sen bildin… Gizli mâbedimi, dinimi, imanımı. Tesellimdir… Bu bana yetmez mi? İçtenlikle dîvânem, bîçârem diye andığında, Feryatla haykırıp inlediğimde, Iztırâbımın rüzgârında bilinmezliğe sürüklenirken, Kalbim ateşlerinle yandı. Şimdi gözlerim kupkuru ve yaşsız, Ne yapabilirim? Bana aşk lisanını sen öğrettin, Ölmeyi de… Canımı sana versem korkum olmaz ki. Ya da "günahtır, yaptıklarınla cehenneme gidersin" dersen; Bağrımdaki dertleri görünce, Cehennemin ateşi söner, Acır beni yakmaz. Zaten cenneti istemem, sen cennetimdin. Tek bir dileğim var; Senin ayağının tozu olmak... Bir de dudaklarını öpmek en büyük özlemimdin. Ona da çözüm buldum; Bedenime sıcaklığın dağılsın diye, Ateşe tapıyor, güneşe secde ediyordum. Hava kararınca, gün ışığın ...

Sub Rosa... Gülün Altında

In perpetuam memoriam... Angelus... Anima candida... Sub divo... Intimus... Summum bonum... Spiritus rector...   Ebedi anısına... Tanrı’nın meleği... Temiz, saf bir ruh... Gökkubbenin altında... sırdaş... En üstün iyi... Öncü bir ruh...   Dixi... Secundus non datur... Nomen est omen... Alter ego si essent... Omnia vincit amor! Nos et mutamur in illis... Dum spiro, spero...   Ben söyledim... bir ikincisi yok... İsmiyle müsemma... ikinci benim... Aşk... her güçlüğü yener! Zaman değişti... biz de değiştik... Nefes aldıkça... umudumu yitirmem...   Mea culpa, mea culpa, mea maxima culpa!  Benim suçum... benim suçum... benim en büyük suçum... Cordialiter... ab imo pectore... İçtenlikle... candan... kalbimin derinliklerinden... Ad multos annos... fiat lux! Yıllar boyunca... ışık olsun! Si vis amari, ama! Eğer sevilmek istiyorsan... aşkım...   Bellum omnium contra omnes... Ultima hora latet... Om...

Pirim Başıma Bir Taç Koydu Adını İman Taktı

    [Kadir gecesinde şarap içti diye beni ayıplama. Sevgili sarhoş geldi, rafta da bir kadeh vardı... Dayanamadık! (144) Hafız] Sâki döksün bâde, ateş yaksın Canım efendim geldi, bir kadeh sundu… Ben içmem, o da hatırım için iç dedi. Kadehinden öptü, bana verdi Hasret kalır mı, gecem kadir oldu Sunduğu ne biçim bâdeydi Tıpkı gönlümün arzusu Hoş bir beyaz su, acı da değildi, Sevda nöbetim geldi mi, dayanamıyorum Bütün dostlarıma diyorum Birkaç kadeh siz de içseniz ne olur ki? O bizdendir dedi, beni seçti Boş boş daldığım suretlerden kurtarıverdi İçinde bembeyaz selsebil suyu Onun şehrinde deli divaneyim İki dünyâda, bu böyle olacak gibi Sana hoca diyorlardı Ayık değilsin, bari gizlen Ayıklık kör olsun, şişe şişe içmekteyim Sevgilinin duvarındaki resimlerden her biri, Kızıl bâdeden sarhoş olmuşlar, Benim kadehim âb-ı hayat dolsun Ne efsane kalsın, ne efsun kalsın Meyhaneciye açıktan sordum. Sesini kıs, sırrı gözet Tanrı’nın rahmetini bekle! ...

Kalbin Kitabı

Bir tanem… sana uçmak için Ruhum kanatlandı Tutkulu aşkım… Bana güç ver Kalbimde ateşler uçuşuyor Her şeyim senin için İlk gördüğümde ne hale geldim Benimki bir delilik Doğuşunu an be an izledim Bahtımın karanlığında Konuşmalarım tutunacak Seninle yaşayacak Hayat ağacımsın Bedenim harap ruhum sarhoş Gözüm dikildi ateşe Susuzluk sardı Yanan ben oldum Geldim yanına bak yüzüme Çakıyor kalbim bir çakmaktaşı Aşk alevim parlak tertemiz Geçiyorum kendimden Nasıl çıkabilir ki sesi Yüreğimin telleri kopmuş Keskince söyleyim Dikenli kancalar attığın Parçalanan kalbimden kanlar akıyor İyileşmezmiş gibiyim Bana güç ver… Gizli aşkım yüreğime doğru akar… Üzerinde ne yazdığını göreceksin Gül vermez mi… Kalbim derin yaradan kanarken Senin rengin diye daha gül kırmızı Lekesiz sıhhatli… hayatımdın Şimdi gördükten sonra Ölümcül bir yaram oldu Aşkımı ilan ederken Ne bugün ne yarın ne de başka zaman Çevirir başını mı diye düşündüm de Aramızdaki gizli sözler Enge...

Taşıma Benim, Benim Taşıma

aaa [“Taşı put yapanlar, tanrıya taparlardı.”]   Sözüm Tanrıma… Seviyorum seni. İnsan mükemmele erdiğinde secde eder, diyorum. Emanet verilecek denildiğinde, “Dayanamam” diyen o taşı bilmez miyim? Tanrım, bu yüzden taşı kutsal kıldın; İsmail’i anasıyla sınadın, Kâbe eyledin Hacer’ini. Bir öpüş verdi taşıma Yaratılmışların Efendisi. Seninle olmak, hayat bulmaktır, Seni sevmektir benim dinim imanım. Galiba bilmeden… Tanrı olanlar için mi, "Taş kalpli" diyorlar? Ben de taşımın etrafında dönüp duruyorum. Geceyi açan, gündüzümü karartan seyrinle Ey sevgili taşım! Sen yerlere uzanmışken, Üzerinde toz olan bu bedenim Beni nasıl da incitiyor. Ruh olabilsem, hava olabilsem ya da rüzgâr; Ona değmeden İncitmeden nasıl durabilirim, diyorum. Taşım sen incinmezsin, Tanrı incinmez ki. Fakat ben korkuyorum; Üzülmemden, üzüleceğin için… Eğer o taş kalbini yere indiriyorsan, Bana da toprak olmak düşer. Toprak olur, sarılırım s...

Geceler Uykusuz

“Kendine gel de geceleri kalk, Dâvaya kalkışanlardan arlanıp gizlenme... Çünkü sende vahiy mumunun nurları var! Çünkü Ey Peygamber, mum geceleri ayakta durur! Mesnevi, c. IV, b.1455-1456”   Gece yarısı derin bir rüya gördü. “Hayaller dünyası...” “Onu ilan edeceksin” dediler. İçerisinde sonsuzluk, yolculuklar, Rüya içinde rüyalar, Enfes ve korkunç karanlıklar, Gizemler... Görecek gözler beklemekteler. Uyumak, sonra yeni bir uyanışla... O zaman hiçbir şey bilmiyordu. Hızır’ı görmüştü, Bir elma vermişti ona. “Hepsini yiyip bitireyim” dedi, O, “hepsini ye” dedi. Güneş’in ansızın ışınlanması gibi, Bir muazzam deniz oldu dünya, Başka hiçbir şey göremedi. Ağzı açıldı ve ışığa bütün deniz girdi, İçildikçe içildi, kalmadı tek bir katresi. Sen bizimle oldukça, bil ki hiç gam yok! Yola binlerce tuzak kurulsa da, Her gece ten tuzağından, Ruhları kurtarıp kafesleri sökmektesin. Ruhlar, her gece ne kimsenin hâkimi, ne de kölesi olarak ...

Ümitsizliğin Akşamları

Ey sabah rüzgârı, uyandırsana gönül sevdamı İçimde yangın, bu bilinmez dertler varken... Ölüyorum sanki, paylaşacak kimsem yok. Sadece bir sen duysaydın Gizlimi, saklımı...   Canımı yakan sesler, rüyalarım var, Beni ayakta tutan, sana kavuşmanın hayaliydi. Hicranla, bu ayrılıkla sanma yaşıyorum, Ah, benim olmaz mıydın?   Bir ömür geçirdim, yaşamak sayılırsa; Şimdi durakaldım, öyle halsizim... Atıl ve bitkin geçiyor günlerim, Ancak kalbim isyan ediyor: Yetmez mi? Sevgili kapısında ölüm zamanı... Yazmaktan kalemler kırıldı, sözler tükenmedi. Güneş doğsa artık, vursa yüzüme Ve bitip kalsa bu hikâyeler...   Sevgilim, gam çekmeyi bana reva görmezdin, Ancak sensizlikten kirpiklerim toz toprak içinde. Sen ise yumuşacık yatağına uzanmışsın... Gözlerim nâra döndü, sensizliğime ağlıyorum. Galiba bu hayatı sensiz terk edeceğim; Acılardan beğen beğendiğini...   Sabah yelinde senin kokunu duydum, Çevremi sardı, mest etti b...